Hacıların İzinde: Osmanlı Hac Yolculuğunun Keşfi

21/07/2020

Londra Yunus Emre Enstitüsünün Kültür Sanat Konuşmaları Serisi kapsamında dijital ortamda düzenlediği Wales Trinity Saint David Üniversitesi İslam Arkeolojisi Araştırmaları Direktörü Andrew Petersen’in “Hacıların İzinde: Osmanlı Hac Yolculuğunun Keşfi” başlıklı söyleşisi dinleyicilerle buluştu.

 

Osmanlı Hac yolculuğu üzerine bir çok yayını ve “The Archaeology of the Syrian Hajj Route in the Medieval and Ottoman Periods Route” isimli kitabı olan Petersen 16. yüzyıldan modern döneme kadar Suriye Hac Yolunun gelişimi hakkında önemli bilgiler verdi. Osmanlı döneminde her yıl farklı güzergahları izleyerek Şam (Suriye) ve Kahire (Mısır) kervanlarının Hicaz’a gittiğini; Yavuz Sultan Selim’in Suriye, Filistin ve Mısır’ı fethi ve Memlük Devletinin yıkılması ile Hicaz bölgesinin Osmanlı yönetimi altına girdiğini dile getirdi. Osmanlı idaresinden sonra Şam ve Medine arasında durak yerlerinin sayıca artırıldığını ve Suriye hac yolunda önemli gelişmeler kaydedildiğini vurguladı. 

Cambridge Üniveristesi Clare Kolejinde Osmanlı’da Hac üzerine doktorasını yapan Yahya Nurgat’ın moderatörlüğünde yürütülen söyleşide, hac yolu üzerindeki Şam’da Mimar Sinan tarafından yapılan Tekiyye külliyesi olarak da bilinen Süleymaniye Külliyesi, Müzeyrib, Mafrak, Qalat Daba ve Maan bölgesinin arkeolojik ve mimari kalıntıları, Petersen’in Ürdün, Suriye ve Suudi Arabistan'daki arkeolojik araştırma çalışmalarından fotoğraflar ve çizimlerle anlatıldı. 

OSMANLI HAC YOLUNUN GÜVENLİĞİNİ VE İHTİYAÇLARINI SAĞLIYORDU

Petersen, hac yolunun özellikle Osmanlı padişahları açısından önemini vurgulayarak Şam yolu üzerinden Medine ve Mekke’ye giden hacıların ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve daha rahat bir yolculuk etmeleri için Osmanlı döneminde cami ve mescitler, kervansaraylar, hanlar, hamamlar, imarethaneler, su kuyuları ve depoları yapıldığını; güvenliği sağlayabilmek için belirli noktalarda derbentler tesis edildiğini ve görevliler tayin edildiğini ifade etti. 

Konuşmada ayrıca, Suriye hac yolunun islamiyet öncesinde Hz. Muhammed tarafından Şam ve Mekke arasında ticaret yolu olarak kullanıldığı, Osmanlı döneminde de önemli bir ticaret yolu olduğuna değinildi.  

Londra Yunus Emre Enstitüsünün sosyal medya hesaplarından canlı olarak yayınlanan etkinlik soru cevap bölümü ile sona erdi.