'Yardım Anlayışımızın Temelinde İnsan Sevgisi Var'

30/06/2020

Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş, "Yeniden Düşünmek Yeniden Yorumlamak" programında Türk Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık ve AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu'nu ağırladı. Dr. Güllüoğlu, Türk kültürünün insani yardım anlayışının ekseninde insan sevgisi olduğunu belirtti. Dr. Kınık ise başka ülkeler, yurt dışına gittiklerinde "Ne alabiliriz" diye, Türkiye'nin YEE, Kızılay, Maarif Vakfı gibi kurumlarıyla bir başka ülkeye gittiğinde "Ne verebiliriz" diye düşündüğünü söyledi.

Yunus Emre Enstitüsünün, 26 Haziran Cuma günü çevrimiçi ortamda düzenlediği "Yeniden Düşünmek Yeniden Yorumlamak" programında Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu ve Türk Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, Enstitü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş'in sorularını cevapladı. Anadolu Ajansı'nın ilk kez canlı yayınladığı program İngilizce ve Arapçaya çevrildi. Program dünya genelinde binlerce kişi tarafından ilgiyle takip edildi. 

‘YARDIM ANLAYIŞIMIZIN TEMELİNDE İNSAN SEVGİSİ VAR"

AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu gönüllülük faaliyetlerinin niteliğine dikkat çekti. Yardım etmeyi su içmeye benzeten Dr. Güllüoğlu, Türk kültürü ve Batı’daki yardım geleneğini kıyasladı. “Bizim kendi kültürümüzdeki özelliklerin bir benzerini ben Avrupa'da görmedim.” diyen Dr. Güllüoğlu, büyük şirketlerin sosyal sorumluluk projelerinin dünyaya faydalı olmaktan çok genellikle pazarlama amaçlı olduğunu ancak Türk kültürünün insani yardım anlayışının ekseninde insan sevgisi olduğunu vurguladı.

'HAYRA VESİLE OLAN ONU YAPAN GİBİDİR'

“Bizde akşam yatarken o günün muhasebe etme kültürü vardır” diyen Dr. Güllüoğlu, yardım kuruluşlarının manevi anlamının çok büyük olduğunu şöyle dile getirdi: "Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz buyurur ki 'Hayra vesile olan onu yapan gibidirler.' O güzel yardım kuruluşlarının çalışanları olarak bizler de inşallah buna bundan payımızı alırız."

'BEYAZIN SİYAHA, SİYAHIN DA BEYAZA ÜSTÜNLÜĞÜ YOKTUR'

Dr. Güllüoğlu, AFAD’ın  görevi icabı hem insani krizlerin yaşandığı Suriye, Irak, Filistin, Afganistan, Somali ve Kenya gibi coğrafyalara hem de Brüksel, Cenevre, New York, Londra ve Washington gibi bu krizler hakkında toplantıların yapıldığı kentlerde bulunduğunu ifade etti. Bu noktada aynı konu etrafında iki ucu yaşadıklarını belirten Dr. Güllüoğlu, insanın asıl yurdunun kalbi olduğunu belirterek vicdanın önemine değindi. Bulundukları şartlar gereği iki uç gibi görünen bu coğrafyaları birbiriyle kıyaslayan Dr. Güllüoğlu, “Şimdi manevi taraftan baktığımızda Suriye mi bu anlamda daha iyi, İngiltere mi daha iyi dediğinizde…İngiltere daha zor durumda.” dedi. Amerika ve İngiltere’de siyahilere karşı yükselen ırkçılığa değinen Dr. Güllüoğlu, Hz. Muhammed’in Veda Hutbesi’ndeki “Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Araba, beyazın siyaha, siyahın da beyaza üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır." sözüne atıfta bulundu. 

‘ELİMİZDE BİRŞEY VARSA DİĞERİYLE PAYLAŞIRIZ’

Prof. Dr. Ateş: Biz burada ulusal bir çıkar peşinde değil, insanlığın ortak sorunlarına insanlık olarak nasıl bir derinlik katabiliriz, nasıl bir manevi bir boyut katabiliriz onu ortaya çıkartmaya çalışıyoruz… Elimizde bir şey var ise diğeriyle paylaşırız. Çünkü canlar bir olmak durumundadır. 

"Dünyanın her tarafında Türkiye'de de insan kendisini sorgulamaya başladı ve daha çok ilim ve hikmet aramaya başladı.” diyen Prof. Dr. Şeref Ateş de Enstitünün programının dünyanın birçok yerinde izlenmesinin sebebini şöyle açıkladı: 

“Çünkü biz burada ulusal bir çıkar peşinde değil, insanlığın ortak sorunlarına insanlık olarak nasıl bir derinlik katabiliriz, nasıl bir manevi bir boyut katabiliriz onu ortaya çıkartmaya çalışıyoruz… Elimizde bir şey var ise diğeriyle paylaşırız. Çünkü  canlar bir olmak durumundadır. “

'MERHAMET ÖĞRETİLMELİ'

Merhamet kavramının, geliştirilmesi ve öğretilmesi gereken bir dava olduğunu aktaran Türk Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, bir toplumun en önemli hazinesinin finansal zenginliği değil, birlikte inandığı değerler olduğunu vurguladı.

Kınık, gelişen devletlerin gelişmiş Batı dünyasına karşı aşağılık kompleksine girmesinin anlamsız olduğuna dikkati çekerek, "Yeni tip koronavirüs (KOVİD-19) salgını sürecinde gördük ki o yukarıdan bakan gelişmiş devletlerden bazıları yaşlılarını bakımevlerinde ölüme bıraktı. Zulmü ortadan kaldırırsak, insanın karnını doyurursak, adaletsizliği engellersek işte o zaman bu sistem bozulur ve toplumsal özgüven kazanmak için bir kıvılcım yanmış olur. " değerlendirmesinde bulundu. Kınık, şunları kaydetti:

"Dünyadaki 20-30 milyon KOVİD-19 hastasının hepsinin virüsünü toplasak avucumuzun içine bile sığmayacak bir kütle gelir. İşte bu ufacık kütle tüm dünyayı dizlerinin üstüne çökertti ve dünyaya ne kadar kırılgan olduğunu, sınır ve fakir-zengin fark etmeksizin ortaya koydu."

KÜRESEL İŞBİRLİĞİ GEREKLİ

Prof. Dr. Kınık: Dünyada savaş değil barış isteyen az sayıdaki toplumlardan birisiyiz. Ülkemizin dışında da bu amaç peşinde olan insanlarla iş birliği yapmalıyız.

Kınık salgın sonrasında dünyanın önünde 2 seçenek olduğunu vurgulayarak, "Ya bu küresel tehdide karşı küresel iş birliği yoluna gideriz, ya da devletlerin otokratikleştiği sınırlarını kapattığı bir senaryo bizi bekliyor." diye konuştu.

Kınık, Türkiye'nin, elinde insanlığa teklif edebileceği çok büyük değerler olduğunu belirterek, "Dünyada savaş değil barış isteyen az sayıdaki toplumlardan birisiyiz. Ülkemizin dışında da bu amaç peşinde olan insanlarla iş birliği yapmalıyız." ifadelerini kullandı.

Türk Kızılay Genel Başkanı Kınık. "Başka ülkeler yurt dışına gittiklerinde 'Ne alabiliriz' diye düşünüyor. Türkiye YEE, Kızılay, Maarif Vakfı gibi kurumlarıyla bir başka ülkeye gittiğinde 'Ne verebiliriz' diye düşünüyor." dedi.

Kınık, Kızılay'ın 152. yılı olduğunu hatırlatarak, Çanakkale Gelibolu'da bir müze açtıklarını ve tarihini görmek isteyenleri müzeye beklediklerini kaydetti.