‘Afrika’yı Afrikalılarının Hayalleriyle Anlatıyorum’

27/07/2020

Yunus Emre Enstitüsü, “Yeniden Düşünmek, Yeniden Yorumlamak” programına modern zaman gezginlerinden Hasan Söylemez’i konuk etti. Enstitü Başkanı Şeref Ateş’in sunduğu programda, "Journey to Dreams" (Hayallere Yolculuk) isimli belgesel projesi için Afrika’yı bisikletiyle dolaşan Hasan Söylemez, “ Sadece bir kişinin hayali değil birçok insanın hayalini bir araya getirdiğinizde cevapları tek tek incelediğinizde o zaman ülkenin bir profili ortaya çıkıyor. Afrikayı, Afrikalı insanların anlattığı hayalleriyle anlatmaya çalışıyorum belgesellerimde.” dedi.

Yunus Emre Enstitüsü, Yeniden Düşünmek Yeniden Yorumlamak programına Afrika’yı bisikletiyle dolaşarak “Journey to Dreams” (Hayallere Yolculuk) isimli bir belgesel çeken Hasan Söylemez’i konuk etti. Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş’in sunduğu programda Hasan Söylemez Afrika yolculuğu ve Afrika’nın bilinmeyen yüzünü anlattı. 

Prof. Dr. Şeref Ateş’in bu yolculuğa nasıl karar verdiğine karşılık olarak Söylemez, bisikletle yolculuğu sevmesinin birçok nedeni olduğunu söyledi.

“En mutlu olduğum zamanlar yolda olduğum zamanlar. Huzurlu ve dingin hissediyorum. Dolaıysıyla yolların bana vermiş olduğu mutluluk ve heyecan, benim sadece yolculuğa değil, tabiata, insanlığa, bütün varlıklara bağlılığımı daha da artırıyor. Yollarda olduğum zaman, bütün canlılarla iç içe olduğum zaman yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Dolayısıyla sürekli yollardayım, her gün yeniden doğuyorum.”

Bisikletin kendisine hayata farklı bir açıdan bakmasını sağladığını söyleyen Söylemez, bisikletin kendisi için bir mutluluk kaynağı olduğunu şöyle ifade etti: 

“En mutlu olduğum zamanlar yolda olduğum zamanlar. Huzurlu ve dingin hissediyorum. Dolayısıyla yolların bana vermiş olduğu mutluluk ve heyecan, benim sadece yolculuğa değil, tabiata, insanlığa, bütün varlıklara bağlılığımı daha da artırıyor. Yollarda olduğum zaman, bütün canlılarla iç içe olduğum zaman yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Dolayısıyla sürekli yollardayım, her gün yeniden doğuyorum.”

İSTANBUL’U GÖRMEDEN İSTANBUL’A AŞIK OLDUM

Çocukluğunu Muş’ta geçiren Hasan Söylemez, lise yıllarından beri İstanbul’a karşı büyük bir ilgisi olduğunu anlattı. Söylemez şöyle konuştu: 

“Ben İstanbul’u görmeden İstanbul’a aşık olan bir insanım. Benim Muş’ta lisedeyken odamda İstanbul fotoğrafları vardı. Ama bir platonik bir aşktı, yaşanmamış dokunulmamış bir aşktı. Dokunulmamış, temas edilmemiş bir aşktı benim İstanbul’a olan aşkım. Üniversite sınavlarına girdim ve İstanbul’u kazandım. Üniversite benim için Muş’tan İstanbul’a bir köprü oldu. Ben de o köprüyü geçerek sevgilimle buluştum İstanbul’umla.Ondan sona burada üniversite okumaya başladım. İstanbul’u yaşadıkça daha çok sevmeye başladım. 

Afrika’ya olan ilgisinin de İstanbul’a duyduğu sevgiye benzediğini dile getiren Söylemez şöyle konuştu: 

“İstanbul’a farklı bir tutkuyla bağlanmaya başladı. Hem üniversite okuyordum, hem da gazetecilik yapıyordum. Bu şekilde bir yolculuğa başladım. Afrika yolculuğuna da benzer bir şekilde başladı aslında. Afrika’yı hiç görmeden Afrika’ya aşık olan bir adamım ben. Yine Afrika’yla ilgili fotoğraflar, belgeseller, kitaplar, söyleşiler, birçok şeyi araştırdım okudum. Odamda dev bir Afrika haritası asılı. Kocaman, odamın yarısını kaplıyor neredeyse. Afrika’ya böyle bir bağlılığım vardı. Ne olursa olsun bir gün yola çıkacağım dedim. Böyle başladı benim Afrika yolculuğum.”

BU YOLCULUK BANA ÇOK ŞEY ÖĞRETTİ

Türkiye’nin çevresini 8,5 ay 10 bin kilometre yol kat ettiğini söyleyen Hasan Söylemez, bir gün yaptığı yolculukta babasına neden seni seviyorum demediğini düşündüğünü ifade etti: 

 “O yolculuğun bana öğrettiği duygular oldu. O güne kadar babama hiç seni seviyorum dememiştim. Yoldayken bunu düşündüm dedim ki babama neden hiç seni seviyorum demedim. Aslında babama seni seviyorum dememem onu sevmediğimden değildi. Babamı çok seviyorum babam da beni çok seviyor. Ama yaşamış olduğumuz kültürde ve yolculuğun ardından babasını arayıp seni seviyorum dediğini anlattı. Yolculuk insana hem sorular soruyor hem de soruların, cevaplarını arattırıyor size. Benim de o sorulardan kazandığım en büyük şey babama seni seviyorum demem olmuştu.”

Yaşadığı koşullardan dolayı herkesin bisiklet sahibi olamadığını ve mahalledeki çocuklardan ödünç alarak bisiklet sürmeyi öğrendiğini belirten Söylemez, uzun yıllar bisiklete binemediğini ve yıllar sonra bir arkadaşından Türkiye’yi dolaşmak için bisiklet ödünç aldığını söyledi. Önce Türkiye’yi beş parasız dolaşan Söylemez neden böyle bir karar verdiğini şöyle anlattı: 

“Beş parasız dünyayı dolaşmaktı hedefim. Hem kendimi tanımak hem de Anadolu insanını tanımak istedim. İsteseydim parayla çıkardım. Parayı tamamen aramızdan çıkararak Anadolu insanına muhtaç olarak, insana muhtaç olarak bir yolculuk yapmak istedim"

“Beş parasız dünyayı dolaşmaktı hedefim. Hem kendimi tanımak hem de Anadolu insanını tanımak istedim. İsteseydim parayla çıkardım. Parayı tamamen aramızdan çıkararak Anadolu insanına muhtaç olarak, insana muhtaç olarak bir yolculuk yapmak istedim. Muhtaç olunduğunda karşımdaki kişiyi daha iyi tanıyabiliyorsun. Önce en fazla 1 hafta sonra döner dediler. 8,5 ay 10 bin km Türkiye haritasını dolaştıktan sonra geldim İstanbul’a.”

BİSİKLET SADECE ULAŞIM DEĞİL İLETİŞİM ARACI

Afrika yolculuğunda neden bisikletle çıktığını anlatan Söylemez bisikletin bir yolculuğa kattığı artı değerleri olduğunu söyledi. Bisikletin bir ulaşım aracı olmakla kalmayıp aynı zamanda iletişim aracı olduğunu söyleyen Söylemez şunları söyledi: 

“Afrika yolculuğunda ise bisikleti tercih etmemin en büyük nedenlerinden bir tanesi, bisiklet bir ulaşım aracıdır ancak benim için bir iletişim aracıdır. Çünkü bisikletle zamanı yavaşlatarak yaşıyorsun. Zamanı yavaşlattıkça yaşadığını hissediyorsun. Bisiklet ağır ağır hareket ediyor. Ağır ağır hareket ettikçe yolda birçok insanla karşılaşıyorsun. Onlarla oturup sohbet edebilme şansını yakalıyorsun. Onların hayallerini, belgesel çekiyorum. İnsanların hayallerini soruyorum. Bu bisiklet yolculuğunda da karşılaştığım insanların hayallerini sorma fırsatı yakalıyorum. Eğer altımda bir otomobil olsaydı, insanın içine çok kolay giremezdim, çok kolay iletişim kuramazdım.”

‘"AFRİKA BİZE ANLATILDIĞI GİBİ DEĞİL"

Afrika’nın popülist söylemlerdeki imajının kıtayı asla yansıtmadığını belirten Hasan Söylemez, dünyanın büyük bir çoğunluğunun Afrika’yı tanımadığına değindi. Söylemez bu gerçeklikten yola çıkarak Afrika’ya dairbir belgesel çalışması yaptığını şöyle anlattı:
 

“Hayallerle yolculuk Afrika’yla ilgili bu güne kadar o kadar şey duyuyoruz ki: Afrika savaş bölgesi, Afrika’da açlık var. Afrika’da hastalık var. Afrika’da vahşi yaşam var. Afrika’da sefalet var. Hep Afrika bize bu şekilde tanıtıldı. Afrika’da 1,5 milyar insan yaşıyor. Hepsi mi o şekilde yaşıyor? Hayır. Afrika’da yaşayan insanların bize gösterilenden başka duygusal tarafları da var. Onların da hayalleri var"

“Hayallerle yolculuk Afrika’yla ilgili bu güne kadar o kadar şey duyuyoruz ki: Afrika savaş bölgesi, Afrika’da açlık var. Afrika’da hastalık var. Afrika’da vahşi yaşam var. Afrika’da sefalet var. Hep Afrika bize bu şekilde tanıtıldı. Afrika’da 1,5 milyar insan yaşıyor. Hepsi mi o şekilde yaşıyor? Hayır. Afrika’da yaşayan insanların bize gösterilenden başka duygusal tarafları da var. Onların da hayalleri var. Onlar acaba ne tür hayaller kuruyorlar? Onların dünyadan beklentisi nedir? İzlediğiniz belgesellerin hiçbirinde bunlara yer verilmiyordu. Ben de onların hayallerini araştıracağım dedim.”

Afrika’da çektiği belgeseller sırasında karşılaştığı kişilere sorular yönelten Söylemez, sorularının odak noktasının Afrikalılarının hayalleri olduğunu belirtti. Soruları arasındaki en önemli 5 soruyu anlatan Söylemez, Afrika kıtasını Afrikalıların hayalleriyle anlatmaya çalıştığını şöyle dile getirdi: 

“Tanıştıktan sonra; En büyük hayalin ne? Bun gerçekleştirmek için ne yapıyorsun? Daha önce gerçekleştirdiğin bir hayalin oldu mu? Ülken hakkında en büyük hayalin ne? Afrika hakkında en büyük hayalin ne? Bu 5 soru o kadar önemli ki, bir insanı bir ülkeyi tanıyabilmek için oarada yaşayan insanların hayallerinin sorulması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü hayaller ülkenin ekonomisi hakkında, hem politikası hakkında hem eğitim durumu hakkında, hayalinin anlatan kişinin durumunu, geçmişini birçok konuda, çok önemli ipuçları veriyor. Sadece bir kişinin hayali değil birçok insanın hayalini bir araya getirdiğinizde cevaplar tek tek incelediğinizde o zaman ülkenin bir profili ortaya çıkıyor. Afrika’yı, Afrikalı insanların anlattığı hayalleriyle anlatmaya çalışıyorum belgesellerimde. Bu yüzden de İngilizce ve Türkçe alt yazıyla yayınlıyorum. Bu yüzden o soruları Afrikalı insanlara değil dolaylı bir şekilde izleyiciye de soruyorum. İnsanlar hayal kurmaktan çekiniyorlar, hayal kurmaktan korkuyorlar. Çünkü hayallerini gerçekleştirememe korkusu yaşıyorlar. Ama tozpembe hayal çok insanları tanımak için hayallerini öğrenmek gerektiğini düşünüyorum. Belki bir bakarsın sabah o tozpembe hayali gerçekleştirebilmek için bir adım atarsın. Hayaller kurulduktan sonra bir baloncuk halinde bir yerde bırakılmaması gerekiyor. On biraz daha avuçlarının içine alabilmen için uğraşman, çabalaman, gayret etmen gerekiyor.”

Dünyanın dört bir yanından kendisine geri dönüşler olduğunu söyleyen Söylemez, kendisine gelen tepkileri şöyle özetliyor ve belgesel çekiminde gerçekçiliğin önemine değiniyor:

 “Hatta o ülkenin vatandaşları bana diyorlar ki; 'Biz ülkemizi böyle bilmiyorduk. 'Nasıl bir ülkemiz varmış, ne güzel bir ülkemiz varmış'. Veya ‘Ne farklı konulara temas etmişsin. Çok teşekkür ederim.’ diyor. Şunun altını çizmek istiyorum. Ben belgesellerimde hiçbir dramatizasyona yer vermiyorum. Ne görüyorsam, ne yaşıyorsam, arkada müzik vermeye gerek yok. Gerçek yoksa tüm çıplaklığıyla göstermeye çalışıyorum.’

“MİLYONLARCA İNSAN AFRİKA'YI TEK BİR ÜLKE SANIYOR”

Elli dört ülkeden oluşan Afrika’nın tek bir ülke olduğunu sanan dünyanın her tarafından milyonlarca insan olduğunu belirten Söylemez, bu çarpıcı gerçekçiliğe şöyle değiniyor:

“Oysa Afrika dünyanın en büyük ikinci kıtası ve içinde 54 tane ülke var. ‘Ben yolculuğumu tanımlarken Afrika’nın 54 ülkesine yolculuk diyorum.’ Aslında 54 rakamını vermemin amacı pasaportumda görünmesi değil; Afrika’nın 54 ülkeden oluştuğun göstermek amacıyla diyorum. Her ne kadar sınırları birbirinden ayrılmış olsa da aslında Afrika insanın ortak birçok özelliği var ve hangi ülkeye giderseniz gidin o özelliklerle mutlaka karşılaşıyorsunuz.”

“TÜM ÖNYARGILARIM YIKILDI”

"Afrika denince her tarafta konik evlerde yaşayan, toprak evlerde yaşayan insanlar olduğunu, birçok kabilenin hala eski usul yöntemlere yaşadığını ve avlandığını, öyleyle bir stereotip vardı ben. Oraya gittiğimde Afrika’nın birçok ülkesinin ne kadar modern ve gelişmiş olduğuyla karşılaştım.  Ve şehirlerin bu kadar iç içe olması insanların iletişimin çok güçlü olması, Afrika’nın iç dinamizmini ne kadar etkilediğini bizzat orada yaşayarak öğrendim. Afrika’ya yaptığımız turistik yolculuklarla değil de bir süre Afrika'nın içine girip orayı tanıyabiliriz diye düşünüyorum.”

Yolculuk öncesinde Afrika’yla ilgili birçok ön yargısı olduğunu dile getiren Söylemez bu ön yargıların yıkılmasının Afrika’da bir süre yaşamakla mümkün olduğunu şöyle söyledi:

“Oraya gittiğimde önyargılarımın yıkılmasına sebep oldu yapmış olduğum bu yolculuk. En önemlisi şuydu; Afrika denince her tarafta konik evlerde yaşayan, toprak evlerde yaşayan insanlar olduğunu, birçok kabilenin hala eski usul yöntemlere yaşadığını ve avlandığını düşünürdüm. Öyleyle bir stereotip vardı ben. Oraya gittiğimde Afrika’nın birçok ülkesinin ne kadar modern ve gelişmiş olduğuyla karşılaştım. Ben böyle bir çerçeveyle karışılacağımı gerçekten beklemiyordum. Ve şehirlerin bu kadar iç içe olması insanların iletişimin çok güçlü olması, Afrika’nın iç dinamizmini ne kadar etkilediğini bizzat orada yaşayarak öğrendim. Dolayısıyla Afrika’ya yaptığımız turistik yolculuklarla değil de bir süre Afrika'nın içine girip orayı tanıyabiliriz diye düşünüyorum.”